bir çay yada kahve ikram edilebilecek kadar uzun süren gereksiz konuşmalardır..
***
saatler suren misafirlik ve muhabbet faslının en tatlı dilimidir. 40 kere vedalisilir, sarilinir, sonra taraflardan birinin aklina birseyler daha gelir, haydaaaa butun rituel bastan alinir. bir de, turkun aklının ya kacarken ya sıcarken gelmesi gercegini dogrularcasına, saatlerce oturup havadan sudan konusan misafirin aklına giderayak cok onemli seyler gelir. (buna temel gelis amacı da dahildir)
kısın hava mualefetinden dolayi daha kısa suren bu olay, yazlari bitmek bilmez.
en beter durum da dakikalarca kokteyl parti havasinda devam eden misafirlik sonu kapi onu konusmalari sonrasinda yolcu edilen insanın birseyler *** unutup 2 dakika sonra geri gelmesidir. sanki saatlerdir vedalasan siz degilmissiniz gibi esyasını eline tutusturup kuru bir "hadi gorusuruz"le postalarsınız misafiri
***
en cok evin cocuklari icin zordur. zaten anan misafire kalmaz diye onlar gelmeden dokundurtmami$ pogacalara, tatlilara, ikinci dilim kekte gozun kalmi$, misafirin gitmesini bekliyorsun. "eh artik gec oldu" lafiyla misafirden once firlarsin koltuktan. gule gule teyzee, ho$cakal amcaa.. "hayir 'ho$cakal'i gidenler der evladim". "hahaha bu cocuklar da.." ve al i$te sana en az 5 dakikalarina alacak yeni bir mevzu daha. hanimlar bir tarafta grupla$mi$, beyler bir tarafta.. amcam elinde kerata hararetli hararetli bir $eyler anlatir. kapi ardina kadar acik, gozlerine bakarsin.. asansor cagirilmi$, gelmi$ kata, ama kimse kipirdamiyor! cuma gunu son dersin son 5 dakikasi ile bu kadar yava$ gecmez. ka$la goz arasi mutfaga sizar, agzina bir parca pogaca atar, adam gibi cigneyemeden geri yanlarina gidersin, kilimin desenlerini incelersin, kenarlarindaki $erit boyunca bir o yana bir diger yana yurursun, kekler pogacalar seni bekler...
***
kimi zaman misafirlkten bile uzun süren sohbet.
***
gereksiz bir öpüşme, tokalaşma gerginliği olur bu esnada..
ulan 2 saat önce öpmüştük, yolcularken yine öpsek mi!?
yok yok ne gerek var ya.. elini sıkıyım en iyisi falan gibi kaygılar sarar dört bir yanınızı..
bir de eğer çocuksanız/ergenseniz daha beterdir..
"oğlum/kızım" amcanlara güle güle dedin mi!?
çocuğu zorla odadan çıkartıp getirme seansları falan..
aman aman..
***
varsa asansörün de çağırılıp katta bekletildiği ve kaçmasın diye kapısının açık tutulduğu, bütün apartmanı çınlatan konuşmalardır, bi de mutlaka uzun sürer...
bazen zemin katta, evine gelmiş yukarı çıkmak isteyen ama asansör bitmeyen muhabbet yüzünden yarım saattir mesgul olduğundan sinirlenen komşunuzun bir hışımla asansörün camına vurarak uyarması ile sonuçlanır. burada makbul olan
"aa ayıp oldu biz gidelim" diyen ve asansöre binip aşağı inen misafirdir, yok eğer sadece asansörün kapısını bırakıp lafına devam ediyorsa, ev sahibinin döşeklerin ucundan çekiştire çekiştire kapı önüne taşıması gerekebilir, zira o muhabbet bitmez...
***
konuşmaların bittiği, son öpücüklerin kondurulduğu sırada ev sahibi alelacele mutfağa doğru koşar ve bi süre sonra elinde bir poşetle geri gelir. misafirliğe gelemeyen çoluk çocuk, yaşlı v.s. için hazırladığı poşeti (içinde akşam yenilen pasta, börek, kek v.s. vardır) misafirinin eline tutuşturuverir.. aman niye zahmet ettin, ne zahmeti ayol lafları hızlıca söylenir ve son öpücükler sarılmalar ile misafir uğurlanır.. misafirin gönderilmesine müteakip yaklaşık bir saat gecenin kritiği yapılır tabi..