| 14 Haziran 2008, 23:18:11 |
|
naZar
Ziyaretçi
|
 |
« : 14 Haziran 2008, 23:18:11 » |
|
SANA KALAN SAZ sana yaralarımdan çiçekler, ilk yardım geceler biraz da ve yangında kurtarılması imkansız acılar bırakıyorum..
seni özümün gizinde saklıyorum.. bütün aşklarımın izlerini sayıklayarak ve aldatarak tüm sevdiklerimi,
sana cinayetimin ipuçlarını bırakıyorum... vasiyeti olmayan ölüler ülkesinden (türkülerin sırtındaki muamma!) yazık bir nakarat bırakıyorum sana
"ben sana gülüm demem gülün ömrü az olur"
öç biter, biter şarkı,
yaz olur...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 14 Haziran 2008, 23:19:56 |
|
naZar
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 14 Haziran 2008, 23:19:56 » |
|
BAŞKALAŞ AN AŞK adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması.. adını anmak.. yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak.. biraz gülünç, biraz sitemkar.. güzeldi... adının türkçedeki yankısı özeldi...
Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı, sülalesi Kandilli yoğurtcunun mekanında.. Denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikle.... güzeldi..
ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak, yüzünde yüz yıllık bir hasreti gidermek güzeldi...
Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum şimdi... Cümlelerimiz öznesiz.. Umursayan yok Kanlıca'daki yoğurdu...
Ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın mührüdür artık.....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 17 Haziran 2008, 00:05:00 |
|
ApocaLypse
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #2 : 17 Haziran 2008, 00:05:00 » |
|
SANA BAKMAK Her şey yapılabilir Bir beyaz kağıtla Uçak örneğin, uçurtma mesela. Altına konulabilir Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için Sallanan bir masanın. Veya şiir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine.. Bir beyaz kağıda Her şey yazılabilir, Senin dışında.. Güzelliğine benzetme bulmak zor, Sen iyisimi sana benzemeye çalışan Her şeyden: Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor. Belki tabiattadır çaresi Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin.. Ve benim Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim.. Anlarım bitkiden filan Ama anlatamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok.. Köklerim içimde gizlidir Gelen giden, açan soran, bere budak yok Bir şiir istersin "içinde benzetmeler" olan Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Her şeyi anlattım.. Olan olmayan, acıtan sancıtan.. Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Severadım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine.. Sana bakmak Suya bakmaktır.. Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır.. Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar.. Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvan değil tüccarlardır Sen öyle göz, Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken, Sana şiir yazmak ahmaklıktır.. Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim bütün sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz.. Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır. Her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır.. gördüğün suretten utanmak.. sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır.. sana bakmak Allah’a inanmaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 17 Haziran 2008, 01:06:46 |
|
naZar
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : 17 Haziran 2008, 01:06:46 » |
|
İŞSİZ ŞİİR bu imkansızlıklar bu yaralar hepsi, hepsi insan işi
sevda diye bağıran yüzün, bir kitabın en sır satırını okuyan sesin, beni bana düşman eden, ağlamaklı gecelerimin tek temsilcisi ve hiçbir yerde şubesi olmayan yüzün yani baştan ayağa sen...
bu bakışlar bu bakır tadı hepsi, hepsi insan işi ve insanın insana ettiği en yalan yemin: Aşk! hepsi, hepsi insan işi...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 17 Haziran 2008, 01:08:09 |
|
naZar
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : 17 Haziran 2008, 01:08:09 » |
|
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne Dolmabahçe'de, çay tadında.... Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu. Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında....
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime.. Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum...
Kadın, Beyoğlu'nun bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu.. Adam da.. Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam.. Kadının yüzünde bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük... Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti.. .. Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolunu gibi, küçültülmüş, daraltılmış.. İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar... Hepsi daraltılmış.. Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken.. Beni sevda yerimden vurdu yine zaman.. Şimdi sana söylenecek tek cümle:
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 18 Haziran 2008, 04:00:39 |
|
naZar
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : 18 Haziran 2008, 04:00:39 » |
|
gülüşünde bir mana var saklayamazsın sarılışında ne düşler ne düşükler sakınamazsın
aynı yolları, kimsesiz mekanları birlikte özleme hasreti.. yalnızlığımın dert ortağı gastrit..
gülüşünde bir mana var saklayamazsın
bütün iç savaşlarda rehin alındı bu yürek kandıramazsın
hangi çekilişin büyük ikramiyesi bu, en uzak sevişmelerin yeni yetme utancı lakin aşk biraz da utanmaktır yaşamaktan.... sakınamazsın... yeni yetmelik işine gelince o zaten hepimizin gizli öznesi Türkçe'de var bazı dillerde yok
gülüşünde bir mana var saklayamazsın kime niyet kime felaket bu aşk anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten oysa biraz da acıdır aşkın mayası.... kaçınamazsın..
gülüşündeki manayı saklayamazsın tutunacak verimiz yok resmi tutanaklarda
gülüşünde bin yıllık hasret var saklayamazsın .........................................
bu yazık karşılaşmanın alnımıza çakılıyor anafikri:
aşka cesaretimiz yoksa başka zaman görüşürüz!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 16:16:53 |
|
QueeN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : 19 Haziran 2008, 16:16:53 » |
|
EcE HANIM
O beni buldu. Bense sadece bulundum Adı Ece'ymiş öyle söyledi, Çok güzelmiş, çok alımlı,
O beni buldu. Geldi... sadece... Geri koyacak sandım ama.. Beni aldı.. götürdü..
O beni buldu. Evinin en gizli köşesine koydu beni Kimsenin bilmediği en kuytu köşeye. Canım sıkılıyor.. yüreğim de..
Sanırım beni geri götürmeyecek. Ama kendi bilir Adı ece'ymiş ece dedim ya Soyadı mı? Bilmiyorum...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 19 Haziran 2008, 16:29:58 Gönderen: QueeN »
|
Logged
|
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 16:20:23 |
|
QueeN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : 19 Haziran 2008, 16:20:23 » |
|
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 16:23:21 |
|
QueeN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : 19 Haziran 2008, 16:23:21 » |
|
SUSU$TU YÜZÜN
ßir ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerle sarmalanıyorsun yanıyorsun...
ne kadar övülsen az avazım çıktığı kadar susuyorum ismindeki sesli harfleri
mayınlı bir gülümsemeyle senin karasularında olmak üstünde ilkbahar bir entari; sanki yeniden eski bir öyküye başlamak...
yüzündeki o billur akşam kahvaltısı sürgülerken özümü,
Ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 16:29:11 |
|
QueeN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : 19 Haziran 2008, 16:29:11 » |
|
ACI
Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek Peki ya senin uğruna Üzülmek niye?
ACABA
Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar??
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 22 Eylül 2008, 12:14:41 |
|
naz
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : 22 Eylül 2008, 12:14:41 » |
|
BİR MEVSİMİN ACI GERÇEKLERİ
"Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün bir kamyon yükü anlam taşıdığı günlerdi
Kaldırımlar toz ve kağıt topakları Ankara’nın Ankara’nın sonbahar yaprakları ayvalar sarı hüzünler olgun yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
Ben yanımda çok acıklı epey yol üstü sözler getirmiştim. “Sanki terk edilmiş bir viraneyim her yanım dağılmış yıkılmışım ben”
Okul önlük mevsimi ve kaplanması kitapların cumhuriyet gazetesiyle bir ön beslenme çantası kompleksi malum şu otlu peynir meselesi
Saçlarını süt mısırı örgü yapmış bir al yüz koca göz görüyorum. Sanki o tehlikeli yolun başındayım Aşk’a geliyorum! ama yanıma hep köy zılgıtlı sözler almışım arabesk kalıyorum her kent soylu aşkın karşısında “Bir kulunu çok sevdim” diyorum “O beni hiç sevmiyor” diyorum “Kalbimi ona verdim artık geri vermiyor” diyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 17 Ekim 2008, 16:54:27 |
|
naz
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #11 : 17 Ekim 2008, 16:54:27 » |
|
SEVMEKTEN GİDİNCE
Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım
Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur
Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız
Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye
Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın
Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım
Ya sen bana fazla geldin
Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 20 Kasım 2008, 00:19:30 |
|
zaman
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #12 : 20 Kasım 2008, 00:19:30 » |
|
MEVSİMLİK ŞARKI
Kanıyor takvimden gamsız ağaçsız evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar güvertesinde adresini şaşırmış kayıp bir nisan yağmuru
ömrümün sol anahtarısın hazan makamının kapısını açan ne nisanlar gördüm ben ilkbahardan kaçarken bir mızrapa tutunan
ne bileyim ben böyle bir şeydir herhalde bir mevsimin şarkısı ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı...
ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman ağlamayı bir de, şarkıya söz yürür, yeşile aldanır suyun kudreti ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen, ömrümün sonuna kadar, o şarkının kapısında kalacaksın!
YILMAZ ERDOĞAN
[aLıntı]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 14 Kasım 2009, 22:17:09 |
|
naz
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : 14 Kasım 2009, 22:17:09 » |
|
Kendim ve Hepimiz hakkında..
1 Bir gün herşeyinle dimdik Her türlü kavgaya hazır çıplak gergin her sözü verecek kadar aceleci tutamayacak kadar unutkan sade çaresizken kadın genelde erkek. 2 kendi sözlerinin gölgesine hayran hiçbir şey gerçek değil alkışlar yalan hala bir çift çarpık bacak kendi resmi resmiyle barışık küs eskisiyle ve eski sevgililerin hepsiyle ama hala çok güzel hakkında konuşmak senin ben senden bahsediyorum yine kime darlansa kalbim kimin kılığında. ne zaman aklım çıksa yerinden tuzu ayarında gözyaşlarıyla dönmeyeceğime inandığım günlerde bu seyrüseferden (bu seyrüsefer sözünün burada geçme sebebi tamamen kelimeyi sevdiğimden) diyorum işte bu sefer oğlum işte bu sefer olacak olmakta olan yanacak yanmakta olan yok çare akacak akmakta olan düşecek... ama hala çok güzel hakkında konuşmak senin düşünmek seni en ayıp kılıklarda en düşmüş saatlerde Hala güzel Hakkında konuşmak senin... Otuzu geçmişiz hiç haketmeyecek kağıtlarla Oysa boş kağıt vermişiz geçmeyelim Kalalım diye o sularda Yalnız çirkince geçmiş bir gençliğin ağıtı Bu kadar acıksız olurdu zaten Çocuktum kürtlerin kuyruğundan bahsedilirdi Nicedir uyruğundan bahsediliyor Ve kim ne söylese bu mühim mesele hakkında Mühim kanamalar tespit ediliyor hastanın dosyasında Ve diyorum ki ben bazen bu iki sevgilinin arasında ve ikisinin eşit derecede akrabası ilk kez bir düğünde adam hem erkek hem kız tarafı Bağırıyorum şaka yollu Olacak olmakta olan Yanacak yanmakta olan Akacak akmakta olan.. düşecek Ama hala çok güzel Hakkında konuşmak senin. Bir beyhude çabasına daha girişmek Seni methetmenin. . Sana küfretmenin. Hala güzel Hakkında konuşmak senin Kökünü kendi sökmüş bir inatçı adamdır yurdum Hangi toprağa denk gelmişse Oraya salmış kılcallarını Ve hepsinden başka çiçek türemiş, Seçebıldiğince yaban otlarının arasındar Çok şahane insanlardır Kendini soyacak kadar ahmak hırsızları ayırırsan Çok iyi şiirler yazdım Kötülerinin tamamını çıkarırsan..... Ama hala güzel Hakkında konuşmak senin Hatta aleyhinde! Bağır çağır hatta Yeri gelirse çok sağlam bir kaç gözyaşı eşliğinde Güzel... Hala güzel hakkında konuşmak senin Dinimin dolanması her görüşmede Her karşılaşmada Yani her eski sevgililer bayramında hayatın, Güzel. rakının ikinci dublesinde ilk karşımıza çıkanı öptüren şey ne ise Bir şölenlik hatıra mı yoksa çift dingilli bir acı mı yanısıra neyse artık o şey, hanı bir bıçak saplaması kadar hasmane ve bildiğin cennet davetiyesi kılığında bir şey işte ne ise o şey ....O güzel ... hala güzel hakkında konuşmak senin......
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|